Genlerimiz Beslenmemizde Ne Kadar Söz Sahibi?

aile


Genetik özelliklerimiz anne ve babamızdan gelir ancak atalarımızdan bize miras kalan özelliklerimiz de vardır. Buna kalıtım denir. Genlerimiz sadece dış görünüşümüzü oluşturmaz, beslenme alışkanlarımız, yaşam tarzımız ve çevresel etmenlerle de hastalıklara olan yatkınlığımızın da birbirimizden farklı olmasına yol açar. Yani bir restoranda seçeceğiniz yemek bile genetiğinizden etkilenebilir. Aynı zamanda beslenmeyle ilgili bazı genler ve bu genlerde görülen farklılıklar bireylerde görülen şeker, kalp-hastalığı gibi kronik hastalıkların görülme riski, hastalığın gelişmesi, ilerlemesi ve şiddetini de etkileyebilir. Beslenmenin bireye özgü olması hem sağlığın sürdürülmesi hem de yetersiz ya da yanlış beslenme veya hastalıklara yakalanma riskini azaltmak için önemlidir.

Tükettiğimiz besinlerin sağlığımızı nasıl etkileyeceği genetik özelliklerimize göre farklılık gösterebilir. Örneğin; aynı besinleri aynı miktarda tüketen bireylerin bazılarının kan kolesterolü, kan yağları veya ürik asit seviyeleri normal aralıklardayken bazılarınınki yüksek olabilir. Beslenme alışkanlıkları ve fiziksel aktivite yoğunlukları benzer, aynı yaştaki iki kişiden biri ideal vücut ağırlığındayken diğeri şişman olabilir. Bu farklılıkların tümü bireyin genetik özellikleri ile beslenme durumu ve yaşam tarzı arasındaki ilişkiden kaynaklanmaktadır.

Bazı genler, besin tüketimi ve besin öğelerinin kullanımında rol oynayabilir. Örneğin cimri genler açlık döneminde yağ depolarının artmasını sağlar ve bu yüzden “daha az tutumlu“ olan gene göre bizi hayatta tutma avantajı daha yüksektir. Bu “cimri” gen açlığın sürekli olduğu dönemler için uygun olsa da besin kaynaklarına sürekli ulaşabilen bireyler için sorun oluşturur.

Her insan birtakım hastalıklara genetik olarak yatkınlık gösterir. Bazı hastalıklarda genetik yatkınlık söz konusu olsa da, savunma sistemimiz bu hastalıkların ortaya çıkmasına engel olabilir. Örneğin ailesinde kronik hastalık öyküsü bulunan bireylerde bağışıklık sistemindeki zayıflık sonucu vücuttaki denetimin azalmasıyla ilerleyen yaşlarda hastalıklar ortaya çıkabilir. Bu hastalıkların ortaya çıkma riskini azaltmada bağışıklıkla ilişkili olarak beslenme etkin rol oynar. Genler kadar çevresel etmenler de sağlığın sürdürülmesinde ve hastalıkların ortaya çıkmasında etkilidir. Bireyler arasında genetik farklılıklar ve çeşitlilik bulunması onların besin gereksinimlerini, beslenme durumlarını ve dolayısıyla sağlık durumlarını etkiler. Az bir miktar besin alımı bazı bireyler için risk iken diğerleri için olmayabilir; tersine bazıları için yarar sağlarken bazıları için zararlı olabilir.

Genetik özelliklerimiz ve yaşam tarzımız sağlığımızı ve metabolik yanıtları etkilediği için beslenme bireye özgü olmalıdır. Sonuç olarak tükettiğimiz besinler genlerimiz üzerine etkili olduğu gibi genlerimiz de beslenmemizden etkilenerek hastalıkların ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu nedenle günümüzde beslenme ve gen ilişkisi giderek merak uyandıran bir konu haline gelmeye başlamıştır ve gelecekte belki de genetik özelliklere özgü beslenme yaygınlaşacak ve bu yaklaşımla hastalıklardan korunmada artış sağlanacaktır.

Kaynaklar:
• Nutrition, Genes and Modern Disease: A Current Dilemma or a Legacy of our Past Stephen Myers and Sheridan Williamson, June 26, 2014
• The Norwegian University of Science and Technology (NTNU). "Feed your genes: How our genes respond to the foods we eat." ScienceDaily, 20 September 2011
• Genetic Nutritioneering,Jeffrey S. Bland, Ketas Publishing
• Cancer chemoprevention by dietary polyphenols: Promising role for epigenetics, Link A et al. (2010)




Sabri Ülker Vakfı